| 0 Yorumlar ]

TRAKYALI PAŞA
MAYIN
Okurlar sipariş veriyor : "Mayın konusunu yaz". Aslına bakarsanız, pek "üzerinde durulmaması gereken" bir konu bu.... Denk gelirseniz bas' Mayın... Ama gene de yazayım.... Sat' Mayın Sattır' Mayın. Sus' Mayın... İş işten geçtikten sonra da ağla' Mayın. *** Savunma Bakanı diyor ki : "Kıbrıs büyüklüğünde arazi deniyor, abartıyorlar" Siz Bakan' a bak' Mayın.... Sakın ola da kan' Mayın. Keriz yerine kon' Mayın. *** Evet, Kıbrıs büyüklüğünde değil. Ama, İstanbullular kıyaslasın : Üsküdar, Kadıköy, Kartal ve Maltepe' nin Yüzölçümünü topla.... Dördünü birden. O büyüklükte. *** Uyu' Mayın. Ankara' lılar, unut' Mayın... Keçiören' den büyük.! *** İzmir' liler, aldan' Mayın... Karşıyaka' nın üç misli. Konak artı Buca kadar. *** Komple Türkiye' nin 4500' de 1' i kadar bu arazi....
300 milyon dolar verecek, Mayınları temizleyecek, Sonra bu araziyi 49 yıllığına tepe tepe kullanacak.
*** O halde şunu diyebiliriz : Komple Türkiye topraklarının 49 yıllık fiyatı ne eder ? 1.3 Trilyon dolar..... Yıllık kirası kaça geliyor ? 27 Milyar dolar. *** Hiç kafa yor' Mayın.... Bastırsın biri 27 Milyar doları.... Bitsin bu aşkın ıstırabı... *** Adamın asabını boz' Mayın.....
BENZER HABERLER
Bahreyn'e toprak sattık mı?
Economist, gıda krizini aşmak isteyen ülkelerin başta Afrika olmak üzere dünyanın dört yanından tarım arazisi aldığını, BM’nin “yeni kolonicilik” olarak nitelendirdiği anlaşmalar kapsamında Bahreyn’in Türkiye’de 500 milyon dolara arazi aldığını yazdı. Suudiler de Türkiye’de arazi bakıyor. Bahreyn merkezli yatırım fonu AgriCapital ile Türkiye arasında bu tarihler arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma Türkiye’deki bir tarım arazisinin Bahreyn tarafından kullanılmasını öngörüyor. Bedeli ise 500 milyon dolar.
Gül de anlaşmayı övmüştü İslami bir yatırım fonu olan AgriCapital ile Türk hükümeti arasındaki “mutabakat notu” (Memorandum of Understanding) 31 Ekim 2008 tarihinde imzalanmıştı. Anlaşmaya Türkiye adına imzayı Nazım Ekren koydu. Anlaşmanın kapsamı da iki ülkenin tarım alanında işbirliği olarak açıklandı. Ardından 15 Nisan 2009 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ve Tarım Bakanı Mehdi Eker’in de aralarında olduğu 6 bakanın katıldığı Bahreyn-Türkiye Ekonomik Forumu’nda Bahreyn ile Türkiye arasında 500 milyon dolarlık “tarım projesi” için anlaşma imzalandı. Bahreyn-Türkiye Ekonomik Forumu’na katılan Cumhurbaşkanı Gül de anlaşmayı övmüştü:
NOT : Bu gidişle Ülkemizde kalmak için Kira vermek zorunda kalacağız galiba...
VATANINIZI SEVİYORSANIZ BU MAİLİ İLETMEMEZLİK YAP' MAYIN.....

SANAL KONUŞMA VE YAZIŞMALARDA. BAZI KİMSELER TARAFINDAN, xxxxxxxxx@mit.gov.tr. BU ŞEKİLDE MAİL ADRESLERİ KULLANILMAKTADIR!!

xxxxxxxxx@mit.gov.tr. bu şekilde msn ve mail adresi ile karşınıza çıkanlar birer sahtekardan başka bir şey değillerdir..

Teşkilat içi veya dışı Hiç kimsenin böyle bir adres, kullanamsı mümkün değildir..

bu sahtekarlara itibar etmeyiniz!!!

Kurum: kendi internet sitesinde bunu açıklamıştır. Türk milletinin ve internet kullanıcılarının bilgisine sunulur..

Teşkilat web sayfasında bu konuyla ilgili açıklıkma..

bu linkte görebilirsiniz!!!!

http://www.mit.gov.tr/irtibat.html

  • Kaynak: Temizeller.org / net / com

| 0 Yorumlar ]

Çin polisinin kurşunlayıp tanklarla ezdiği Türklerin cesetleri morglara sığmadı.

  • Talan da başladı

ÇİN yönetiminin Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de tahrikleri protesto için yürümek isteyen Uygur Türklerini katletmesi, yürekleri yanan anaları sokağa döktü. Olaylar dün de sürerken çok sayıda Çinli, Türk ev ve iş yerlerini yağmaladı.

  • Dünya seyrediyor!

POLİSİN silahsız göstericilere ateş açıp yüzlerce Türk’ü öldürmesi ve bine yakın kişiyi yaralaması, dünya kamuoyunun ilgisini çekmedi! Olaylar, Kaşgar’a da sıçradı. Polis 1434 kişiyi tutukladı ve Urumçi’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Katliam sonrası talan Doğu Türkistan’da Han Çinlileri, Türklerin araçlarını yakıp, ev ve işyerlerini yağmalamaya başladı. Çin polisi göstericilere karşı sert tedbir alırken, Urumçi ve Kaşgar’da sokağa çıkma yasağı getirildi

Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de, Uygur Türklerinin öldürülmesini protesto için yürüyen göstericilere Çin polisinin kurşun yağdırmasının ardından tırmanan olaylar dün de devam etti.156 Uygur Türkü’nün katledildiği, bine yakın Türkün yaralandığı kanlı olayların ardından Doğu Türkistan sokaklarında Türklerin araçlarını yakıp yıkan Han Çinlileri taşlı sopalı saldırılarla da ev ve işyerlerini talan etti.

1434 kişi tutuklandı Doğu Türkistan’daki olaylar nedeniyle Urumçi’de 1434 kişinin tutuklandığı, protesto gösterilerinin başka kentlere de sıçrama olasılığı bulunduğu bildirildi. Dış dünyayla iletişimin tamamıyla kesildiği, bağımsız kaynakların gelişmeleri teyit edemediği bölgedeki gelişmelerle ilgili Çin Resmi Haber Ajansı Şinhua, “onyıllardır görülmeyen ölçüde kanlı çatışmaların meydana geldiği ve 156 kişinin öldüğü Doğu Türkistan’da polisin, sokaklarda tüm şüphelileri tutukladığına dikkat çekildi. Bölgenin ikinci büyük kenti Kaşgar’da da 200 kişilik bir grubun protesto gösterisi yaptığı belirtildi.

Evlere baskın yapılıyor Şinhua haber ajansının haberlerinde, olaylarda ölen ve tutuklananların etnik kimlikleriyle ilgili ayrıntılara yer verilmedi. Reuters Ajansı’nın yerel gözlemcilere dayandırarak verdiği haberinde ise, polisin Uygur Türkleri’nin yaşadığı yerlerde ayrım gözetmeden şiddet uyguladığı bildirildi. Polisin, Uygurlar’ın evlerine de girdiği belirtilen haberde, özellikle gençlerin tutuklandığı ifade edildi.

‘70 Türk’ü daha öldürdüler’ Şiddet olayları Kaşgar bölgesine de yayılırken,Urumçi’deki çatışmalar dün şiddetlendi. Ellerinde sopalarla protesto gösterisi yapmak isteyen Han milliyetinden Çinlilere karşı polis göz yaşartıcı bomba kullandı. Resmi Şinhua haber ajansı, bazı apartmanlarda sakinlerin taş ve sopalarla olası bir saldırıya karşı hazırlık yaptıklarını bildirdi. Bağımsız Doğu Türkistanlılar Birliği Genel Başkanı Abdülmecit Avşar, 10 bin Çinlinin birkaç saat önce toplanarak saldırdığı Uygur Türklerinden 70’ini öldürdüğünü öne sürdü.

Başkent Urumçi sokakları çatışmada katledilen Türklerin cesetleriyle doldu.

Sokağa çıkma yasağı

Türkler kendilerine yönelik Çin polisinin şiddetini sokaklarda protesto ederken Han Çinlileri de Uygur Türklerinin ev ve işyerlerini yağmaladı. Polis ayrım gözetmeksizin Türklerin üzerine panzerlerle giderken Urumçi’de bölgesel yönetim dün geceden itibaren sokağa çıkma yasağı aldı.

‘Çatışmalarla ilgim yok’ Uygur Amerikan Derneği Başkanı Rabia Kader, Çin yönetiminin, Doğu Türkistan’daki çatışmalardan kendisinin sorumlu olduğu yönündeki suçlamalarını reddetti. Kader, Türklerin barışçıl bir protesto yaptığını ama Pekin’in bunu tehdit olarak görerek kanlı bir şekilde bastırdığını söyledi. Kader, Çin’in siyasi ve ekonomik baskılarını eleştirdiği için ABD’ye sürgün edilmişti

Bekri: Provoke ediyorlar Doğu Türkistan Bölge Başkanı Nur Bekri, şiddetin “Dış güçler tarafından kışkırtılan ve yurt içindeki güçlerce uygulanan planlı ve organize bir şiddet olayı “ olduğunu söyledi.Çin Uluslararası Radyosunun haberine göre Bekri, televizyonda yaptığı konuşmada, ” Kışkırtılan saldırıların bütün etnik gruplara mensup halk tarafından nefretle kınandığını ve marjinal faaliyetlerin kesinlikle başarısızlığa uğrayacağını” ifade etti.

Kadın, çocuk demeden... Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de yüzlerce kişi dün sabah protesto için sokağa döküldü ve polisle göstericiler arasında çatışmalar çıktı. Yabancı haber ajansları, çoğunluğu kadın olan protestocuların önceki gün meydana gelen olaylardan dolayı yakınlarının keyfi olarak gözaltına alınmasına tepki gösterdiğini duyurdu. Fabrikadaki çatışmalara karışan 15 kişinin tutuklandığı açıklanırken, Çin polisi baskınlarda türk çocuklara da sert tedbirler aldı.

Han Çinlileri, ellerinde taş ve sopalarla Türklerin ev ve işyerlerini yağmaladı.

Çin polisi, gösterilerde Doğu Türkistanlı protestocuların üzerine kurşun yağdırmış, katledilen onlarca gencin cesetleri ise depolarda toplanmıştı.

  • Polis kurşun yağdırdı

26 Haziran’da Guangdong eyaletindeki oyuncak fabrikasında Uygur Türklerine Han milliyetçisi gençlerin yaptığı taciz ve saldırı sonrasında olaylar çıkmış, 12 Uygur Türkü öldürülmüştü.Öldürülen Uygur Türkleri’nin aileleri, hükümetin olayı soruşturması ve suçluların yargılanması amacıyla protesto gösterisinde bulunmuştu. Ellerine Doğu Türkistan ve Çin bayrağı alarak mağduriyetlerinin giderilmesini isteyen göstericilerin üzerine Çin polisinin kurşun yağdırması şiddeti tırmandırmıştı. Polisin uyguladığı şiddet ise gerilimi yükseltmişti.

Kaynak: Yenicaggazetesi.com.tr

| 0 Yorumlar ]

ABD'de yaşayan Uygurlar, Doğu Türkistan'da Çinliler tarafından Uygur Türklerine yapılan şiddet olaylarını protesto ettiller.

4 yıldır ABD'de sürgün hayatı yaşayan ve Çinli yetkililer tarafından Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri ile Çinliler arasında yaşanan olayların sorumlusu olarak gösterilen Rabia Kadir de gösteriye katıldı. Kadir, "Olayların sorumlusu ben değilim. Uygur halkını baskı altında tuttular" dedi. Rabia Kadir yaptığı konuşmada, "Bu, buraya bizi desteklemek için gelen herkesten bir istektir bir çağrıdır. Sizden yardım istiyoruz. Sincan'da ve Urumçi'de ölen Uygurluların sesi olmak istiyoruz. Buradan bütün dünyaya seslenmek istiyorum. Guangdong'da 800 işçiye saldırıldı, bunlardan 50'si öldü. Bir Çin ilkokulunda Çinli bir öğretmen, 7 ve 9 yaşındaki 2 Uygurlu çocuğa tecavüz etti. Uluslararası toplum Çinlilerin Uygurlara saldırmasına neden engel olmuyor?" ifadelerini kullandı. Doğu Türkistan'da Türklerin bilinçli ve planlı olarak öldürüldüğüne dikkat çeken Rabia, Çin'in çıkan olayları kendisinin kışkırttığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını belirterek, akan kanın bir an önce durdurulmasını istedi ve yaşananların korkunç boyutlara ulaştığını vurguladı. Protestoya katılan Uygurlu bir gösterici, "Çinlilerin bizi öldürmesi tesadüf değil. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Urumci'ye gitmeden bir hafta önce medreseyi yerle bir ettiler, 10'dan fazla kişiyi öldürdüler. Daha önce de MHP başkanı gitmeden önce 2 bin 500 Kur'anıkerim'i yaktılar. Bunlar güçlü olduklarını, Türkiye'nin bize yapılanları önleyemeyeceğini göstermek için yapılmıştır" diye konuştu. Çin Büyükelçiliği'ne yürüyerek, attıkları slogan ve taşıdıkları dövizlerle Pekin yönetimini protesto eden Uygurlar, "Özgürlük yoksa barış da yok", "Terörist Çin", şeklinde sloganlar attılar. Daha sonra basın mensuplarına konuşan Rabia Kadir ayrıca, ölü sayısının en az 500 olduğunu söyledi. Çin'e karşı ortak tavır isteyen Kadir, "Olaylardan Çin hükümeti sorumludur. Bugün sokağa çıkan insanlar özgürlük talep ediyor, bundan nasıl ben sorumlu olabilirim. Bu nasıl bir suçlama? Diktatörlük Guangdong'da 800 işçiye saldırıldı, halk bunun için sokaklara çıktı, sorumluların bulunmasını istedi. Ancak insanları önemsemediler. Ben kimseye gösteri yapın demedim. Ama deseydim de yanlış olmazdı. Çocukların, gençlerin karşısına 10 bin kişilik askerle çıktılar. Uygurlu genç kızlara eziyet ettiler. İnsanların eğitim, dil, özgürlük hakkını elinden aldılar. Adalet, özgürlük isteyenler bu olaylardan nasıl sorumlu olabilir?" şeklinde konuştu. Kaynak: internetajans.com

| 0 Yorumlar ]

Gazetecilerin Sincan'a girmesine izin verildi...

Çin'in Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Şiao Cüncıng, Sincan Uygur Özerk Bölgesinde yaşanan olaylarla ilgili olarak, "Biz Çin'de soykırım yapmıyoruz" dedi. Büyükelçilik konutunda AA muhabirlerinin sorularını yanıtlayan Şiao, Sincan'da yaşanan olaylarda her iki taraftan 156 kişinin hayatını kaybettiğini, bin 80 kişinin yaralandığını belirterek, "Ölenler içinde Uygurlar var, Han milliyetine mensup Çinliler ve polisler var. Olaylarda her iki taraftan 156 kişi öldü, bunun dışındaki rakamlar gerçeği yansıtmamaktadır" diye konuştu. Sincan'da yaşanan olaylarda ölenlerin cinsiyetini ve milliyetini belirlemek için adli tıp uzmanlarının araştırma yaptığını söyleyen Şiao, ölenlerin etnik özelliklerini ve kimliklerini en kısa sürede açıklayacaklarını ve gerçeklerin gün yüzüne çıkacağını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bölgeye yaptığı ziyarete değinen Şiao, Cumhurbaşkanı ve beraberindeki heyette bulunanların Sincan bölgesindeki istikrarı ve gelişmeyi kendi gözleriyle gördüklerini, hem Çin hükümetinin hem de Cumhurbaşkanının bu ziyaretten büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Bölgedeki ölü sayısının 500'ü geçtiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını anlatan Şiao, "Bu tür asılsız iddialara Türkiye'nin inanmaması gerekir. Sayılar hususunda Çin hükümetini dikkate almalılar" dedi. Sincan'daki çatışmaların başlamasına neden olduğu ileri sürülen ve Guangdong eyaletindeki bir oyuncak fabrikasında yaşanan olayları "sıradan bir adli vaka" diye niteleyen Şiao, bu tür bir olayın böylesine büyük çatışmalara neden olmasının kendileri açısından da "şaşırtıcı" olduğunu belirtti.
"OLAYLAR ETNİK YA DA DİNSEL DEĞİLDİR"
Olayların arkasında Dünya Uygur Kongresi (DUK) ve onun başkanı Rabia Kader'in bulunduğunu iddia eden Müsteşar, "Bu adli olayı kullanarak etnik grupları kışkırttılar" diye konuştu. Sincan'da yaşanan olayların etnik ya da dinsel olmadığını belirten Şiao, yaşanan adli bir vakanın Dünya Uygur Kongresi temsilcileri tarafından etnik ve dinsel bir çatışma gibi gösterilmeye çalışıldığını savundu. Şiao, olayların asıl nedeninin Sincan Uygur Bölgesindeki istikrarı bozmak ve bölgeyi Çin'den ayırmak olduğunu iddia etti. DUK Genel Başkanı Rabia Kader'in 5 Temmuz'daki olaylar öncesinde internet sitesine açıklama yaptığını ve Kader'in sitesinden "5 Temmuz tarihinde Urumçi'de büyük bir olay çıkacak, gelişmeleri yakından takip edin" diyerek insanları kışkırttığını ileri sürdü.
-"OLAYLARDA 'KULLANILANLAR' ÖZEL EĞİTİMDEN GEÇİRİLECEK"
Olayların başından bu yana yasalara göre hareket ettiklerini ifade eden Şiao, Çin'in bir hukuk devleti olduğunu, olayların aydınlatılması amacıyla gözaltına alınma ve yargılamaların da hukuk esaslarına göre işleyeceğini belirtti. Şiao, olaylara karışan ve "aldatıldığı" düşünülen kişilerin tutuklanmayacaklarını, sadece özel bir eğitim sürecinden geçirileceklerini ifade etti.
-"OLAYLAR TÜRK-ÇİN İLİŞKİLERİNİ ETKİLEMEYECEK"
Sincan'daki olayların Türk-Çin ilişkilerine hiç bir etkisinin olmayacağını kaydeden Şiao, Türk hükümetine inandıklarını, gerçekler anlaşılınca Türklerin de Çinlilere inanacağını ifade etti. Çinli diplomat, Sincan Uygur Özerk Bölgesinde 49 etnik grubun yaşadığını, böyle çok kimlikli bir bölgede istikrarın sağlanmasının zor olduğunu ve Türk liderlerinin olaylara objektif bakmaları gerektiğini söyledi. Türkiye'nin Uygurlarla tarihi ilişkileri nedeniyle Türkiye ve Çin arasında bir köprü vazifesi görmesi gerektiğini belirten Şiao, "Sincan'ın istikrarı sadece Türkiye'nin değil Çin'in de en büyük beklentisidir" dedi. Türkiye'de basında çıkan bazı haber ve fotoğrafların Türkler arasındaki hassasiyeti artırdığını kaydeden Şiao, "katliam, soykırım" gibi sözcüklerin basında kolayca kullanılabildiğini ve bu konuda rahatsızlık duyduklarını dile getirdi.
-"BASIN MENSUPLARI ŞU ANDA SİNCAN'A GİDEBİLİR"-
Bölgeyle iletişimin sağlıklı olmadığı ve bağımsız haber kaynaklarının yaşanan gelişmelerle ilgili haber yapıp yapamadıklarının sorulması üzerine Şiao, "Bölgeyle iletişimde her hangi bir problem yok. Bölgeden haber yapmak isteyen basın mensupları şu anda oraya gidip, kendi gözleriyle yaşananlara şahitlik edebilirler" ifadelerini kullandı. Sincan'da yaşanan olayların ardından diğer bölgelerde yaşayan Uygurlara yönelik herhangi bir şiddet olayının ortaya çıkmasını beklemediklerini belirten Müsteşar, böyle "münferit saldırılar"ın olması durumunda bunun tedbirini alacaklarını ve olayı hukuki çerçevede çözeceklerini dile getirdi. Kaynak: internetajans.com /08.07.2009 17:50:00

Radyo-TURAN